Meçhul istikametim N.,Eskiden bir şeyi tüketince mutlu olurdum: Annem her sene biraz daha büyüyen ayaklarıma güz gelmeden o havalı süet botlardan alınca; kendi paramı kazanmaya başladıktan sonra her kafama estiğinde bilgisayarımı yenileyince; uzak memleketlere gidince (bunun her ânı her adımı keyiftir); güzel bir kitabın sonuna geldiğimde – İngilizceyse daha büyük tatmin, tüketimi zor çünkü…
Sonra, yaşlandıkça gövdeleri yeni halkalar bağlayan ağaçlar gibi vücudum kalınlaştıkça, tüketmenin, harcamanın tadı kaçtı sanki, kekre gelmeye başladı. Kılı kırk yararak yapılan seçimler, tüketme ânının uçuculuğu ve hazzı devam ettirmek için, daha o güya eşsiz ânın içindeyken atman gereken bir sonraki adımı düşünme zorunluluğu. Anladım ki tükettiğim aslında bendim, zaman benim ömrümden gidiyordu.
Bunu fark edince sıkıldım. Fark etmesem daha da sıkılırdım. Sıkıntım geçsin diye evlenmeyi bile düşündüm. O.A.’ın romanında, “Albayım, insan evine bir biblo aldığında bile nasıl seviniyor. Bir de akşam eve gelince etrafında ‘kocacım, kocacım’ diye dolaşan biri olduğunu düşünsene” mealinde bir şeyler dediğini hatırladım. Soğudum fikirden.
Nedense içimde bir ses hep muarız, hep mutsuzdu. Biteviye zıtlaşıyor, inat ediyordu. Bu öyle bir cindi ki sevse de evlenemez; evlenmeye razı gelse çocuk istemem diye tutturur; çoluk çocuğa karışsa evi terk etmek için yer arardı! Her daim şüpheli, her daim gergin, sükûna savaş açan biri. Meydanda numarası yapıp köşelerde kuytularda saklanır; kimse kendini görsün, gerçekten görsün istemez. Bütün denemeleri boşa çıkarmakta üstüne yoktur. “Hayır, hayır, ben o değilim. Ne, duyamadım? Ne yazık, siz de bilemediniz. Sürpriz! Bingo!”
Damağımdaki demir tadı o kadar acı gelmeye başladı ki yaşayamaz oldum. Bir çeşit nefes darlığı, bir çeşit felç, bir çeşit kabızlık. Teşhis konulamadı. Yeni memleketlere de gidemez oldum, görüp göreceğim buydu artık. Ben de kart yazmaya başladım, önce gördüğüm sonra da görmediğim yerlerden.
Tüketmeyi bırakmakla kalmadım, biriktiriyorum artık. Sokaklar, meydanlar, kentler, ülkeler; satırlar, kelimeler, noktalar, virgüller; karışlar, adımlar, kulaçlar; hayatlar, hatıralar, yarınlar; umutlar, hüsranlar, hayaller. Birikiyor.
Medeniyet dedikleri yazıyla başlamıyor mu? Al sana yeni hayat!
R.
Foto:
Körtısi of H. Küçükali








